MEMLEKET HAVASI, EDİRNE

Bazı şeyler vardır ki insanın hayatında önemli bir yere sahiptir ve yaşamı boyunca da o şeylerin hissettirdiklerini unutamaz. Benim için Edirne 5. Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu bu kapsamda değerlendirdiğim bir husus.

İlk Yarı Maraton Yarış’ım

Tarihi Selimiye Camii önünden başlayan yarışta sırayla; Tunca Köprüsü, Meriç Köprüsü, Lozan Caddesi/Anıtı, Tarihi Tren Garı ve Karaağaç geçilerek Pazarkule Sınır Kapısına ulaşılıyor. Kapıdan 10-20 metre içeriye kadar koşularak geriye dönülüyor ve aynı yerler geçilerek bitiş yine Selimiye Camii önünde gerçekleşiyor.

Nasıl anlatsam, nereden başlasam..

Hani hiç plan yapmazsın, detay düşünmezsin, o anda aklına ne geliyorsa ve en doğrusu neyse onu uygularsın ya, benim ilk yarı maraton yarışım böyle oldu. Antremanlarım sırasında müzik listem şöyle olsun, ilk şu şarkı çalsın gibi düşüncelerim vardı. Bu düşünce ancak başlangıç çizgisine geldiğimde aklıma geldi. Otelden çıkışım, ısınma hareketleri, hiçbirini saat olarak planlamadım. Ne zaman hazır oldum, o zaman çıktım. Alanda ısınmam bitti, starta 5 dakika vardı. Bazı şeyler kendiliğinden planlanmış, ben de rolümü oynuyordum sanki.

Start saatimiz 09:00 idi. Hava aşırı sıcak değildi. Askılı t-shirt ve şort ile de üşütmüyordu. İlk 7,75 km boyunca saatime hiç bakmadım. Müzik, yol, koşu ve sağlık güzel gidiyordu. Ayrıca hava aşırı ışınmamıştı ve geçtiğimiz yollar nispeten gölgeydi. Ağaçlar bizi güneşten koruyordu. Ta ki Karaağaç’tan çıkana kadar.. Karaağaç ve Pazarkule kapısı arasındaki parkur sadece beton asfalttı ve bize gölge yapacak ne bir bina ne de bir ağaçlık alan vardı. Ek olarak bu zorlu parkurda su istasyonu da yoktu.

Bu konu ile ilgili daha detaylı bilgi vereceğim ama ilk önce Karaağaç halkını anlatmak istiyorum.

Parkur boyunca yerleşim yeri olarak Karaağaç dikkatimi çekti. Köye ilk girdiğinizde çarşı karşılıyor sizi sonra tek katlı evlerin önünden geçiyorsunuz. Bu evlerden 3 hane kazındı benim aklıma. Birincisi göbekli bir abi, şaşkın şaşkın bize bakıyordu. Dedim ki içimden “takıl bize ne kadar spor yaparsan kardır” 😊 İkincisi o Teyze; hayatım boyunca unutmayacağım, halen hatırlayınca gözlerimin dolduran teyze..Tek başınaydı, evinin kapısının önünde bir şeyler söyleyerek bizi destekliyor ve alkışlıyordu. Gidişte gülümsedik birbirimize ve ben koştum gittim. Sonra üçüncü olarak çocukların ve büyüklerin olduğu bir grup vardı evlerinin önünde bizi destekleyen, o kadar içtendiler ki o sıcak beni yakarken onlar bana bunu unutturdu ve motive olmamı sağladı. Kendimi borçlu hissettim ve elimde tuttuğum, yemem gereken şekeri küçük kıza fırlattım. Annesi yakaladı şekeri ama küçük kız bana bakmaya devam ediyor ve gülümsüyordu. Çok mutlu oldum.  

Güneş tepede, çevrede su yok, koşuyordum Pazarkule Sınır Kapısına. Bu arada karşıdan-dönüş yolundan-gelen de kimse yoktu. Eyvah dedim, bu güneş altında kavrularak daha çok kilometre gideceğiz belli ki..ve gittik!

5-6 km boyunca diye hatırlıyorum; beton asfaltın şortuma kadar bacaklarımı yaktığını, dudaklarımın kuruduğunu, vücudumun ağırlaştığını ve 10,1.k‘da bırakayım ben bu yarışı diye düşündüğümü.

Evlere mi girsem yoksa kıraathaneden mi su istesem diye çok düşündüm ancak yukarıda demiştim ya size, yazılı bir plan var ve ben rolümü oynuyordum sanki diye, ne bir eve girebildim ne de yoldaki kıraathaneden bir bardak su içebildim. İsteyemedim, duramadım, sadece hızımı azaltarak koşmaya devam ettim.

Dönüşte su istasyonu Karaağaç bitimindeydi. Daha çok koşmam gerekiyordu. Gölgelik bölgeye gelmiş olmam vücut tepkilerimi değiştirmiyordu. Karaağaç’a ulaştığımda ilk evde gördüğüm o abi yürüyordu bu sefer 😊 Sonra teyze çıktı karşıma yine aynı yerde aynı şekilde kendince birşeyler söylüyor alkış tutuyordu. Bu sefer elimi uzattım. Ama o benim kolumu tuttu hem de çok sıkı dirseğime kadar kavradı.(Saniyeler içinde bunu yapabilmesi de yaşına nazaran gayet sağlıklı refleksleri olduğunu gösteriyor.) Sonra ben ona “dua et, bitirebileyim” dedim. “Bitireceksin tabi ki de” dedi. Onun verdiği bu güçle ben su istasyonuna ulaştım. 13.km'ler diye hatırlıyorum. Vücudum yorgundu. Kendime gelip yarışa devam etmek istedim. Bırakmak istemedim. İstasyonda başımdan aşağıya bardak bardak su döktüm. Kana kana su içtim ve biraz da dinlendim. Ve tekrar başladım.

Yol boyunca güvenlik nedeniyle her noktada polisler vardı. Ayrıca bisikletli görevliler de bizimleydi. Bisikletlilerin sayısı çok fazlaydı. Bence gayet iyi düşünülmüş bir fikirdi.

Biraz güneşli biraz gölgeli yollardan devam ettim yoluma. Tatlı ihtiyacı çekmiyor, her 2 km'de sonra su ihtiyacı çok fazla oluyordu. Bir sonraki istasyona geldiğimde ise boş su kutuları beni karşıladı.  Sular bitmiş kimse de kalmamıştı. O sırada bir bisikletli görevli benimle birlikte ilerliyordu “ama su niye kalmamış ki” dedim. O da “hemen getireyim” dedi. Baktım hızlandı gitti. Ben koşmaya devam ettim. Sonra elinde su ile birlikte geri geldi.😊

Güneşli parkurdan finishe doğru 3-4 km daha yolum vardı. Neyse ki arada bir noktada su istasyonu daha mevcuttu. 20 km’ye kadar bu şekilde devam ettim. Zaten sadece 1 km kalmıştı diye düşünürken, son 1 km'de bizi yokuş karşıladı. Görüntüm, halim nasıldı ise bu son kilometrede yolda herkes “bitti, çok az kaldı, son..” diyerek beni teselli etmeye çalıştıysa da nafile, her döndüğüm viraj ayrı bir yokuşa çıkıyordu. O 1 km bana çok uzun geldi. Yokuşları geçmeye çalışırken finishe geldiğimi bile anlamadım 😊 Bakınız videoya stop edemiyorum kendimi 😊


Hep söylüyorum, sağlık çok önemli. Parkurda düşündüğüm; bu sıcakta vücudumun bu kadar su ve mineral kaybetmesine niye sebebiyet veriyorum düşüncesiydi. Sadece bir parkuru tamamlayacağım diye vücuda hasar vermek istemedim. Çünkü ben hırs uğruna koşmuyorum. Ben sağlığım için koşuyorum. Sağlığım için spor yapıyorum. Sağlığım için koşarken vücudumu sağlıksız bir duruma getirmek istemedim, bundan sonra da istemeyeceğim.


Beni yarışta tutan o kızın gülüşü ve teyzenin duasıydı.
Ben de bana düşeni, en iyisini yapmaya çalıştım ve bırakmaktan vazgeçtim.
Ve sonra gelen
-YAŞ KATEGORİSİ 1.LİĞİ-


Her finish ayrı bir heyecan.
Bu finishin en güzel heyecanı ise bu Minik’ti.


ve ebedi dostların beni ilk kez topluca finishte karşılıyor oluşuydu.


Koşu; sen iyi ki varsın. Tam 2 yıl geçti, seni hayatıma dahil edeli. Bu 2 yılda ben seninle çok şey öğrendim, çok şey deneyimledim, çok şey tanıdım.

Spor; hayatımızda olması gereken bir zorunluluktur. Hangi spor dalını seviyorsak ya da vücudumuza hangisi uygun ise mutlaka yapmalıyız.

Sporla kalın ve BOL SU İÇİN 😊


Yorumlar

  1. Harika bir yazı güzel kızım Allah gönlünden geçenleri versin yolun açık olsun yazıya devam babanı geçe bilirsin edebiyatın harika demekki yazım kurallarını güzel öğren mişsin ilkokul öğretmeninin katkıları varmıdır ?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder